bedava mp3 indir mp3 yükle mp3 dinle son çıkan albümler » türkçe

Tag-Archive for » türkçe «

Salı, Ocak 26th, 2010 | Author: admin

Hiphop
Hiphop kültürünün doğmasında Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi oldukça büyük. Özellikle James Brown, Sly Stone, Parliament Funkadelic, Isaac Hayes ve Last Poets’in çalışmaları sonradan Hiphop kültürünü çok etkiledi. Bu tarzlara başka türlerin (Reggae, Latin, Rock ve Elektro vs.) karışmasıyla, bir ‘Getto’ kültürü olan Hiphop doğdu. Hiphop kültürünün en büyük öncüsü ‘Kool Herc’ sayılmakta. Jamaica’dan gelen ‘Kool Herc’, DJ kültürünü ilk kez New York’a getirdi. Kool Herc, kurduğu ses sitemiylede ilk kez başka parçaların BreakBeat’lerini kullanmaya başladı. Bu dönemlerde 70′li yılların moda müziği olan Disko tarzının getirdiği bir sıkılma vardı. O zamanın büyük öncüleri Afrika Bambaata ve Grand Master Flash çaldıkları müziklerde ritmi durdurmadan geçiş tekniğini yarattılar. İlk piyasa hiti, ‘Sugar Hill Gang’ ten Rapper’s Delight 1979′da çıktı. Bu hitin yaratılmasında en büyük etken ‘Sugar Hill Recordings’in sahibi Silvia Robinso’dur. Aslında ekip Disko’larda kapı bekçiliği yapıyordu. Müzik ise Chic’in hit parçası olan ‘Good Times’tan alınmış samplelarla oluşturulmuştu. İşin iç yüzü daha ilginçti, çünkü sözlerin bir kısmı Grand Master Jazz’dan alıntıydı. 1981′de Grand Master Flash’den ilk sağlam hit ‘The Message’ piyasaya çıktı. Parçayı Old School Rapper ‘Melle Mel’ söylüyordu. Sözlerin içeriği ise Getto yaşamına başkaldırdı. Bu parçanın çıkmasından önce Afrika Bambaata’nın kurduğu ‘Zulu Nation’ yavaş yavaş sesini duyurmaya başlamıştı.

Pozitif bir çete olan Zulu Nation, Bronx’tan çıkıp tüm New York’a yayıldı. B-Boy’lar ise New York metrosunun vagonlarına Graffiti’ler yapmaya başladılar. Dönemin en meşhur Writer’larından Rammelzee, Futura 2000, Fab 5 Freddy ile müzik yapıyorlardı. Bu dönemden sonra Mega hit olan ‘Planet Rock’ çıktı. Bu single 1981′den beri basılıp satılmaktadır. Bu parçada Afrika Bambaata melodi olarak Kraftwerk’in Trans Europa Express’ini kullanıyordu. 1983 yılında gösterime giren ‘Wild Style’ adlı Hiphop kültürü filmi, Graffiti ve BreakDance’ı dünyaya tanıttı. Gençler arasında BreakDance bir salgın gibi yayıldı. Bütün dünya BreakDance sayesinde Rap müzik dinlemeye başladı. Derken ilk kez bir Jazz sanatçısı Herbie Hancock, ‘Rock It’ adlı bol Scratch’li hiti yarattı. Bu Single’da Scratch’leri Grand Master DST yapmıştı. Rap müziği 86 yılına, yan Run Dmc’nin çıkmasına kadar müzik piyasasında fazla önemsenmiyordu. Grubun ilk mega hiti, ‘Raising Hell’ albümünden ‘Walk This Way’di. 80′lerin ortasında gördüğümüz en önemli olay Russel Simmons ve Rick Rubbin tarafından DefJam Records’un kurulmasıdır. Şirket ilk single olarak TLA Rock’ın ‘It’s Yours’unu çıkardı. Sonra LL Cool J, Beastie Boys ve Public Enemy ile devam ettiler. 1984′te ilk kadın Rapper ‘Roxanne Shante’ çıktı. O dönemlerde Roxanne Shante’nin prodüktörü Marley Marl’in yaptıkları New School için yol gösterici çalışmalardı.

Özellikle Marley’in Juice Crew’unun elemanları Big Daddy Kane, Kool G Rap, Biz Markie ve Master Ace bunlara örneklerdir. Los Angeles yani West tarafında ise Ice-T, DJ Afrika Islaam ve Dr. Dre’nin World Class Wreckin Crew grubu Hiphop kültürünün köklerini atmaya başladılar. Bu dönemin en hit albümleri şunlardı; Whodini – Whodini 1983, Run Dmc – Run Dmc 1984, LL Cool J – Radio 1985, Schooly D – Saturday Night 1986, Eric B & Rakim – Paid in Full 1986, BDP – Criminal Minded 1987, Public Enemy – Yol Bumrush The Snow 1987, Jungle Brothers – Straight Out the Jungle 1987. De La Soul’un Three Feet High & Rising albümünden sonra tarzda değişmeler başladı. Bu grup türünün dışında farklı sample’lar kullanarak Rap’i özgünleştirdi. Albümün prodüktörlüğünü ‘Prince Paul’ yapmıştı. Prince Paul, Stetsasonic’in DJ’iydi. 1988′de Public Enemy’nin ‘It Takes A Nation of Millions To Hold Us Back’ çıktı. Bu albümle piyasa sarsıldı. Rap tarihi bu kadar sert bir albüm görmemişti. Albümün ilk single’ı ‘Rabel Without A Pause’ oldu. Böylece Hiphop kültüründe Black Power diye adlandırılan zenci hareketi dönemi başladı. Public Enemy bu albümle Rap’in sadece parti müziği olmadığını, bir felsefe ve sosyal hareket olduğunu gösterdi.

Bundan sonra hayran kitlesi kendine göre müziği kanalize etti ve politikaya girdi. West tarafında ise NWA’nın Straight Outta Compton albümü piyasaya çıktı. NWA ilk kez er tarzında tavır sergileyen gruptur. Public Enemy ise 1989 yılında Fear Of A Black Planet adlı albümünü sürdü piyasaya. Albümün politik içeriği ve görüşleri yüzünden çok tepki aldılar. Aynı tarz müzik yapan X-Clan, Boogie Down Production, Poor Righeous Teachers, Paris ve Brand Nubian gibi gruplar piyasa girmeye başladı. Ancak çoğu plak şirketleri tarafından baskı altına alındılar ve kontratları iptal edildi. 90′lı yıllara gelindiğinde ise Gangstarr, A Tribe Called Quest ve De La Soul yeni Rap standardının öncü grupları oldular. Söz olaral daha yumuşak ama herkese hitap edebilecek kadar bilinçli tarz olarak daha Jazzy olan bu gruplar Hiphop kültürünü büyük kitlelere ulaştırdı. Brand New Heavies gibi gruplar canlı enstrümanların üzerine meşhur Rapper’lar ile beraber çalıştılar. Artık Hiphop kültürünü her tür müzik dinleyen insan anlamaya başladı. Dönemin önemli albümleri şöyle sıralanabilir; Ultra Magnetic Mc’s – Critical Beatdown 1989, JVC Force – Doin Damage 1989, Gangstarr – No More Mr Nice Guy 1989, 3rd Bass – Cactus Album 1989, A Tribe Called Quest – Paths Of Rhythm 1990. Bu tarihten sonra Rap türlere ayrılmaya başladı; Old School, New School, Miami Bass, Next School, Gangsta Rap gibi. Öteki türler de Rap’ten gittikçe artan oranda etkilenmeye başladı. Mainstream denilen genel piyasadaki müzik aletlerinden, yapılan müziğe kadar her şey içinde Rap’ten bir parça barındırmaya başladı. turkhiphop.net

RAP

Rap müzik 1970′lerin başında New York’un siyah gettolarında doğdu. Harlem, Bronx gibi siyahların yoğun olduğu yerlerdeki ezilen ve siyahi müzisyenler rap’in temellerini attı. Jazz, R&B (Rhytme and Blues) ve Funk müziklerini karıştırıp bir beat (müzik altyapısı) yapıp üstüne de rhyming (uyak) yaparak Freestyle doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar, RAP. Rap İngilizce’de zaten vuruş demektir. Bunların yanında insanların adrenalin, reklam, illegalite ve en önemlisi sanat ihtiyaçlarını karşılayan GRAFFITI sanatı özellikle Paris, New York ve Berlin başta metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu. BOL GİYİNMEK ise düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarıyordu. BREAKDANCE ise gerek figürleri gerek çeşidi ve gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor ve heyecan isteyen bir dans türüdür. Bugün rap müziğin kurucusu ise DJ Kool Herc olarak kabul edilmektedir. Rap müzik seksenlere kadar ciddi anlamda bir ilgi görmedi. Ama seksenlerde müzikle beraber teknolojinin de gelişmesi rap’te kullanılan sampleların (üst müzikler) rock, klasik müzik v.b. türlerin de çoğalmasıyla rap ciddi anlamda bir patlama yaşadı. Rapperlar çeşitli düetlerle adlarını duyurmaya başladı. Bu sayede rap başta Amerika ve Avrupa metropolleri olmak üzere tüm dünyaya yayılmaya başladı. Rap’teki bu zenginlikte rap’e oldskool, newskool, gangsta gibi kollar kazandırdı. Ama bunların en önemlisi East Coast, West Coast ayrımıdır. West Coast Rap daha çok seks, para, silah, hayatın güzelliklerini konu alırken, East Coast Rap daha politik, depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi konuları ele alıyordu. Dediğimiz gibi Rap gelişmekteyken tabi bunu ilk fark edenlerden biri de.Uluslararası Kapitalist Müzik Şirketleri oldu. Rapper’larla büyük anlaşmalar yaparak, geniş reklamlarla rap üstünden milyarlarca dolarlar kazanmaya başladılar. Özellikle Rap’teki DISS olayı yani laf atma, inanılmaz reyting sağlıyordu ve satışları da artırıyordu. Doksanlarının sonuna doğru tüm dünya gençliği Hip-Hop Kültürü’ne (maalesef körü körüne moda olduğu için katılanlarda dahil) katılmaya başladı. – Rap Neden Poltiktir? Rap 1970′lerde metropolün fakir siyah gettolarında doğdu. Siyahlar dünyaya demokrasi getirme yarışındaki Amerika’da her zaman 2. sınıftırlar. Lenin’in en güzel tahlillerinden biriyle; Dünya ezenler ve ezilenler olarak ayrılmıştır. Bu yüzden rap ezilenlerin müziği olarak doğdu. Bugün Fransa’daki rapperların çoğu siyah yada Arap, Almanya’da da siyah yada Türk, İngiltere’de ise yine siyah yada Hintler bu işi yapıyorlar. Çünkü rap 2. sınıf olmak, bir yerlere ait olmamak (ulusal ve bireysel bazlarda), ezilmişlik, itilmişlik insanları agresifleştirir, suça teşvik eder. Bu yüzden rap’te bol küfür ve hakaret vardır. Rap’in ilk dönemlerinde Amerika’da beyaz adam’a karşı, siyahların ezilmişliği, Avrupada azınlık- yabancı olmanın burukluğu ve ana ulusa entegre olamama sorununu ele almıştır. Pop gibi düzenin müzikleri sadece aşk ve güzellikleri konu alırken, Rap altmışlardaki isyan bayrağını Rock’tan kapmış bulunuyordu ve protestliğin tahtına oturmuş durumdaydı. Rap, işbirlikçi- yalancı politikacılara küfretti, çalışanların sorunlarını anlattı, dünyanın içinde bulunduğu durumu izah etti, sistemdeki aksakları eleştirdi, her ne kadar Amerikan orijinli bir müzik olsa da (gerçi kökeni değil, düzene bakış açısı önemli) emperyalizme, kapitalizme, siyonizme, adaletsizliğe, eşitsizliğe, insanlık gibi temel değerleri anlattı. Örneğin sevilmeyen bir politikacıya sadece sandık başında ve toplumsal baskılarla cevap verilebilirken, müzik yapmak uğruna sanatı katleden bir müzisyene kasetini almayarak cevap verebilirken, rap’te bu kızıldığı her anda belli edilebilir. Rap’te FREESTYLE vardır yani doğaçlama, Anadolu’daki aşık atışması gibi. Örneğin o dönem sosyal uçurum artmışsa zenginlere, ülke bütünlüğü tehlikedeyse bölücülere, sevgiye karşılık alınamıyorsa aşka bile sözlü saldırıda bulunulabilir. İşte Rap bu yüzden pop gibi kişiyi aşkla kısıtlamaz. Rap aşka bile eleştirel bakar, seni seviyorum, sana ölüyorum tarzı tekdüze ifadelerle değil içten geldi gibi anlatır. Kısacası Rap= Özgürlük – Türkiye’mizde “ Rap”: Rap’te kullanılan altyapılar her ne kadar da etnik motifler taşısa bile rap’te esas olan dildir. Bu yüzden Türkiye’nin Rap’i TÜRKÇE RAP’tir. Ama ilginçtir Rap’in temelleri Türkiye’de değil Almanya’da atıldı. Her ne kadar demokratik görünse de neo-nazi temellerinden kurtulamamış olan Almanya’da ezilen azınlıklar ve yabancıların yaklaşık 4 milyon nüfusla Türkler gelmektedir (Bu sırada Almanya’nın nüfusu yaklaşık 80 milyon). Almanya’daki Türkler doksanların başından itibaren Rap’e yöneldiler ve 1995′te Cartel’le beraber Rap patladı. Tabi konular belliydi. Modern Almanya’daki Türkler’in ezilmişliği, adaletsizlik, sadece Türk olduğu için dışlanma (ister Diyarbakırlı, ister Trabzonlu hepsi aynı!), entegre olamama, anavatana duyulan özlem hafiften milliyetçiliği de taşıyordu fakat bu hiçbir zaman faşizan düzeye ulaşmadı. Bu Türkiye için bir ilkti. Daha sonra 2000′lerde Nefret’le beraber toplumsal sorunlar irdelenmeye başlandı ve ciddi anlamda politize olmaya başladı. Özellikle Rap son dönemde tekrar bir parlama dönemine girdi her ne kadar ticari’leşse bile… – Neden Rap sevildi? Neden rap’i sevdik? Türkiye’de rap’in kemik tabanı oluştu ve oluşmaya da devam ediyor. Türkiye’de rap herhangi bir gruba ait değil. Rapper’lar değişik kesimlerden geliyorlar. Türkiye’de rap’in sevilmesinin bir önemli nedeni de yurtdışında olduğu gibi etnik gruplar yerine halkın kaymak tabakası ve marjinal kesimleri hariç tüm kesimlerine kucak açması. Bu yüzden Rap kendini iyi anlamda kabul ettirmeyi başardı. Bankaları hortumlanan, birbirine kırdırılmaya, bölündürülmeye çalışılan, en temel değerlerinden biri olan dini bile değiştirilmeye çalışılan, gençliği para, seks, v.b. beyin yıkayıcı’larla apolitize edilmeye çalışılan, emeğiyle-namusuyla yaşayan bir 3. dünya ülkesi’nin evlatları da o millet gibi protest ve pesimist olacaktır. İşte bu yüzden rap her zaman olacaktır… – Son Olarak; Üstat X ve Rap Faktörü: 2005 yılı biz rap dinleyicileri ve rap müziğiyle uğraşanlar için ilginç bir olaya denk geldi. Üstat X Faktörü Üstat, kendi kişiliği içinde 80′lerin zencisi, Hintlisi, 90′ların Almanya’da ezilen Türk’ü özelliklerini bir protesto gibi bizlere haykırdı. Hortumculara, sülüklere, beyin yıkayıcılarına karşı kendi felsefesini ortaya koyarak yeni bir bakış açısı kazanmamız için bizlere yardımcı oldu, yaydığı floresan ışıkla bizleri de aydınlatmayı başardı. O, etnik, estetik, dramatik, bombastik tüm değerlerin üstünde bir söyleme kalkıştı ve onun doğurduğu hacimsiz, şekilsiz ve darmadağın boşlukta bizler de kendimize ait sesleri, sözleri diğerlerine duyurabilmek için kendimize özel bir alana kavuşmuş olduk Yeeep! Respect to him! Cemşit Clarté a.k.a

GRAFFiTi

Graffiti kelime olarak eski yunan etimolojisinden kalma graphein = yazma anlamına gelen bir kelimeden türemiş, italyancadan sgraffito günümüze okuma ve söyleme yanlışı olarak graffiti olarak gelmiştir. Grafiti insanlığın varoluşundan beri hüküm sürmektedir. Fransa’daki Lascaux mağaralarında ilk insanların mağara duvarlarına kemikler ve taşlarla kazıdığı resimlere rastlıyoruz. Aynı zamanda ilk insanın stensil ve sprey tekniğini de uyguladığını, renklendirilmiş toz ve kemikler yardımıyla silüetler yaratmasından anlıyoruz. Antik Yunan’da üzerine notlar kazınmış çeşitli kil parçaları bulunmuştur. Pompei’de yapılan kazılarda ise sloganlar, resimler ve müstehcenlik içeren grafiti örneklerine rastlanır.
1904′te tuvalet grafitisine odaklanan ilk dergi Anthropophyteia çıktı.Daha sonra 2. Dünya Savaşı sırasında naziler duvarları yahudilere karşı propoganda aracı olarak kullandılar. Bununla beraber grafiti, protestoları genel halka tanıtmak için direnç hareketlerinde de önemli bir iletişim aracı olarak kullanıldı. Buna örnek olarak 1942′de broşürler ve resimli sloganlar aracılığıyla Hitler ve rejimi hakkında konuşan bir grup almandan oluşan The White Rose’u gösterebiliriz. 1960′lar ve 70′ler deki öğrenci isyanları sırasında protestocular posterler ve boyanmış kelimeler kullandılar.
1980′li yıllarda aktif olarak New York şehrinde ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı.Ama geçmişi Taki183 denen bir postacının her gittiği yere imini yazmasına dayanır ve zaman içinde graffiti gelişir.New York’ta trenler duvarlar rengarenk değişik karakterli yazılarla süslendi.İllegal oalrak yapılan bu sanattan New Yorklular hiç memnun olmasalar da graffiti sanatçıları yaptıkları işin keyfini çıkarıyordu fakat daha sonra graffiti sanatçılarının vandal olarak nitelendirlmeye başlamasına neden oldu.
Graffiti zaman içinde Önce Avrupaya daha sonra Asya ülkelerine kadar yayıldı.Writerlar videolar çıkarmaya başladı Wildstyle ve Style Wars gibi videoları şimdi Dirty Handz 3,Bajo Tierra 3 ve Overdose gibi videolar takip etmekte.Bununla da kalmadı sadece graffiti sanatçılarına özel sprey boyalar üretildi,cap diye tabir edilen değişik boyutlarda boya püskürten boya başlıkları üretildi ve graffiti günümüzde düzenlenen graffiti organizasyonlarıyla dünyada ve ülkemizde yayılan bir görsel sanat olarak yoluna devam etmekte.

BREAKDANCE

Break dance, “sokak dansı” olarak da bilinen hiphop kültürüne ait dans türü.
1970′li yılların başında New York kentindeki Afrika kökenli Amerikalı gençlerin hareketlerinden esinlenerek ortaya çıkmıştır. O dönemlerdeki rakip çeteler, birbirlerine üstünlüklerini breakdance yaparak kanıtlamaya çalışmışlardır. En zor hareketleri yapan dansçının üyesi olduğu bu çete, bu sayede o bölgede üstün konuma geçerdi. Günümüzde breakdance daha çok eğlence amaçlı olarak yapılmaktadır.

Bu dansı yapan erkeklere “b-boy” ya da “breakboy”, kızlara ise “b-girl” ya da “break girl” denmektedir. B-boylar 1980′li yıllardan itibaren sadece breakdance yapan gençlere değil DJ’lere ve rapperlara da verilen ad olmuştur. Breakdance kültürü 1980′li yılların başında büyük bir patlama göstermiştir.

B-boy ve B-girl

Kız break dansçılara b-girl, erkeklere b-boy deniyor. Hiphop’a ait bir bölüm değil. Genellikle Break dans yapıyorlar ama bunun yanında elektro boogie, power, modern, techno, lowkick yapanları da görünebilir. Tüm dansları yapmakta Esenler’den Emilyo break dansta Yedikule’den Serdar ve İzmir’den Gizmo Türkiye çapında tanınmakta ve beğenilmektedir. Break dansın tarihine baktığımızda break dans Güney Amerika daha açıkçası Brezilya’dan alınan CAPOEİRA sitilinin Amerikalı sokak çocukları tarafından değiştirilip şu anki sitiline uyarlanmış halidir. Amerikalıların bulmasına rağmen gerek hiphop gerek break dans alanında Almanya dünyanın en iyisi olduğunu gösteriyor. Daha önce de söylediğimiz gibi rock ve hard rock bu ülkede çıkmıştı Almanya için alternatif müzik ve alternatif hayatın merkezi diyebiliriz. Break dans rap müziğinden önce çıktı ilk çıktığı zaman yaptığı stil şuan ki elektro müziğin aynısıydı daha sonra break dans elektro dans ismini aldı bugünün break dansı hiphop ortamında moda olunca bu ismi aldı. Break dansta şu anda yapılması en zor ve en çok uğraşılan hareket olarak airtrack ve airtrackli kombinasyon olarak görüyorum.Çok yozlaşmış olduğunu görüyor belki bu yozlaşmanın nedeni rap’e ait bir bölüm olmamasından kaynaklanıyor olabilir çünkü rapper kişilikte olan insanlar kendi yaşadıkları yerleri ve ortamları fuhuş ortamına çevirmekten kaçınır ve nefret ederler. Eskiden para kazanmak için break dans yapılırdı şu anda ise para verilip yapılıyor çünkü danstan daha çok beceri yarışması spor için yapılıyor. Hatta bazı Hıristiyan ülkelerinde manastırda siyahların break dans yaptıkları göreceksin. Bu break dans olayı bayağı bir yaygınlaştı. Hatta break dans yüzünden hiphop ve rap moda oldu her yerde bu stile uygun elbiseler satılmaya başlandı..!!

MC

Açılımı: Master of Ceremony (seremoni lideri veya orkestra şefi anlamına geliyor.)
Rap’te Şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen , rap stilini belirleyen, bass ve ritim ayarını müziğe uyduran kişilere Mc denir.
Mc bölümlere ve yaptığı işlere göre gruplara ayrılır. Mc : Solisttir. Bildiğimiz MC şarkıyı söyler ve rap sitili düzenlemekle hükümlüdür.

DJ

Açılımı: Disk Jokey.
Müzik akışını kontrol eden, parça seçiminde ve parçalar arası geçişlerde uyum sağlamakla görevli kişi.

WRiTER

Writer kelimesinin anlamı Çizen, Çizer, Yazan, demektir, hip hop kültürünün dalı olan Graffitide ise , Graffiiti yapan ve çizenler için kullanılan Terimdir…
Nasıl ki Rap yapanlara Mc deniliyorsa, Graffiti yapanlarada Writer deniliyor…
Graffiti sokak sanatı olduğu için Writer’lar da sokak sanatçılarıdır…

Tags:

Related posts

Kategoriler: Türkçe Karışık  | Tags:  | Leave a Comment
Salı, Ocak 26th, 2010 | Author: admin

İlk başta müziğe nasıl başladığı anlatarak başlar mısın kendini tanıtmaya?

Eskiden breakdance ile uğraşıyordum, o dönemler tabii ki bunlarla ilgili video kasetler vardı. Ben bu videolardaki dansçıları izlemek yerine daha çok arka fonda çalan müziklerle ilgileniyordum. Bu ilgi daha sonra bir tutkuya dönüştü ve müzikleri araştırmaya başladım, ilk plaklarımı almamla da bu işe ciddi anlamda başlamış oldum.

Özellikle müziğin dj kolunu -ve hatta hip hop dj’liği- seçmende seni tetikleyen önemli bir faktör oldu mu acaba?

Wild Style filmindeki Grandmaster Flash’ın sahnesi, Grandmixer D.St.’nin ”rockit”i, technics 1200mk2′ler bana ilham veren ve bu işe başlamama neden olan temel şeyler diyebilirim.

Çalışmalarında old school müziğe olan yatkınlığın göze çarpıyor. Bunun yanında daha fazla türlemeleri de içeriyor setlerin. Sen yaptığın müziği nasıl bir eksen üzerinde değerlendiriyorsun, anlatır mısın biraz?

Evet bir old school sevdası var. Ama bunun yanında r&b, funk, 70 & 80 disco, rare grooves, new school hip hop, bossa nova ve latin müzikleri ile yakından ilgileniyorum.

Türkiye’de bir dj’i nasıl nitelemek gerekiyor. Düz bir tanımlama yapmak doğru mudur mesela?

Dünyadaki olayları tam anlamıyla takip etmeyen, kendini geliştirmeyen olarak tanımlayabilirim.

Rap’e dönersek, dj icraatlarında özellikle mainstream olarak bir sıkıntı yok, ama underground pozisyonunda üreticilerin hem sayıca hem de teknik olarak yeterlilikleri tartışılabilecek boyutta. Sen bu durumu özellikle Rap özelinde nasıl değerlendirirsin?

Ülkemizde gerekli ekipmanlar pahalı olduğu için henüz tam anlamıyla bir dj’lik kültürünün oluştuğunu sanmıyorum. Bir de çoğunlukla gördüğüm şey, daha alfabeyi öğrenmeden cümle kurmaya çalışan çok dj var ne yazık ki. Her şeyin bir sırası vardır. Önce temelden başlarsın, sonra sırayla üstüne kat çıkarsın. Her şeyde olduğu gibi dj’likte de böyle bir yolun izlenmesi kanaatindeyim.

Türkiye’den ve yurt dışından beğendiğin, takip ettiğin meslektaşların var mıdır?

Jazzy Jeff, Cash Money, Kid Capri, Kenny Dope, Evil Dee, J-Rocc, Danny Dan gibi…

Son olarak “Air Frost” isimli 90′lar konseptini barındıran mixtape’ini çıkardın. Biraz bahseder misin bu albümden?

Bu mixtape’i herkesin bidiği 90′lar şarkılarından oluşturdum, şarkıları daha kısa tuttum, toplam 30 dakikalık bir mixtape oldu. Bu mixtape’deki seti aynen canlı şekilde çaldığım bir video da kaydettik. İnsanların yolculuk esnasında ya da boş bir anlarının olduğu zaman dinleyebilecekleri, sıkmayan, keyifli bir mixtape oldu diyebilirim.

Funk şarkılarına dair bir mixtape hazırlayacağını da biliyoruz. Ne zaman görebileceğiz bu albümü?

Aslında biraz zor gibi görünüyor şu an; çünkü topladığım kayıtların bir çoğu ses kalitesi bakımından kötü. Daha temiz olan kayıtlarını bulamadıkça bu mixtape’i tamamlamam zor.

Peki hedeflerinden bahsedelim şimdi de. Neyi amaçlıyorsun, özellikle Türkiye piyasasında olanakları göz önüne alarak anlatır mısın biraz bunları?

Dj’lik bakımından Türkiye’de insanların yaptığım olayları kavramasını istiyorum. Daha bilinçli bir dinleyici kitlesi oluşturabilirsem, insanların vizyonlarını az da olsa geliştirebileceğimi düşünüyorum, bir taraftan da plak toplamaya çalışarak yapmak istediğim sampling ağırlıklı müzik için kendime temel oluşturuyorum.

MySpace : djnofrost
Kaynak: Oylum Tanış Resetmagazine

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Türkçe Karışık  | Tags: ,  | Leave a Comment
Salı, Ocak 26th, 2010 | Author: admin
Baran Alp Diyaramın Dinle

Baran Alp Diyaramın Dinle

Baran Alp – Diyaramin Dinle
Baran alpın Bu sana isimli – Kürtçe Karışık şarkılardan oluşan albümünden Kürtçe Bir şarkı Diyaramın Keyifli dinlemeler. Eğer Diyaramın Şarkısını Beğenirseniz Lütfen Bu sana İsimli Şarkıcının albümünü Müzik marketlerden Satın alınız.Diyaramin Dinle,Diyar Diyar Dinle,Diyaramin Şarkısını Dinle, Baran Alp Diyaramin Dinle,Baran Diyaramin Dinle,Baran Dinle

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Kürtçe Albümler  | Tags: ,  | Leave a Comment
Salı, Ocak 26th, 2010 | Author: admin

Geçtiğimiz yıl sanal bir EP yayınlayarak geniş bir dinleyici kitlesi edinen İKİ, ilk albümü Faili Meçhul ’ü piyasaya çıkarttı. Efsane prodüktör Metin İlhan’ın sahibi olduğu Milhan Müzik etiketiyle çıkan albüm 11 parçadan oluşuyor. Albümün en önemli özelliği başından sonuna tüm kayıtların ev ortamında grup elemanları tarafından gerçekleştirilmiş olması. Adı gibi iki kişiden oluşan grup kayıt sürecini kendi web sitesi ikimusic.com’da şu şekilde tanımlıyor. “İKİ, tüm albüm kayıtlarını kendisi yapar. Ev ortamında düzenlenen parçalar ev ortamında kaydedilir, kahveler yudumlanır, sohbetler edilir ve bir sonraki parçaya geçilir.”

- Yeni Albüm: İKİ – Faili Meçhul İKİ, Can Zengin (vokal, piano) ve Nafiz Emre Konuralp (gitar, bilgisayar programlama ve tüm kayıtlar) ’den oluşuyor.

İKİ Resmi web sitesi: http://www.ikimusic.com
İKİ Myspace: http://www.myspace.com/ikitheband

“İKİ – Faili Meçhul” Albüm Şarkı listesi :

01 – Mucize
02 – Faili Meçhul
03 – Düş
04 – Yok
05 – Karanlık Sular
06 – Gidemem ki
07 – Kapılar ve Duvarlar
08 – Sade
09 – Oyun
10 – Renksiz
11 – Mutsuz Son

İKİ Hakkında

İKİ, Can Zengin ve Nafiz Emre Konuralp ’den oluşur.
İkili ilk kez 2003 yılında üniversite eğitimi için gittikleri Eskişehir’de “Packaged Heaven” grup adı altında bir araya gelir. 4 kişilik kadrosu ile Eskişehir’de İngilizce sözlü bestelerle çalışmalarını sürdüren “Packaged Heaven” elemanları 2006 yılında yollarını ayırır. Bir süre sonra Can ve Nafiz Emre tekrar bir araya gelerek bu kez yola sözlerle devam etmeye karar verirler. Yeni grubun adı İKİ ’dir.

Besteler oluşturulduktan sonra kayıtlara başlanır. İlk profesyonel İKİ çalısması “Karanlık Sular” adındaki 6 parçadan oluşan EP ’dir. EP’nin kayıt süreci devam ederken “Mutsuz Son” adlı besteye bir evin bir odasında sade ve mütevazi bir klip çekilir. İkinci ve EP ile birlikte yayınlanacak olan klip ise “Düş” adlı parçaya çekilir. EP ’nin çıkışı ile birlikte Düş ’ün klibi de müzik kanallarında yayınlanmaya başlar.

EP’nin ardından piyasaya çıkan ilk 45’lik İKİ albümü “Faili Meçhul” ise 11 parçadan oluşur ve Milhan Müzik etiketi ile piyasaya çıkar.

İKİ, tüm albüm kayıtlarını kendisi yapar. Ev ortamında düzenlenen parçalar ev ortamında kaydedilir, kahveler yudumlanır, sohbetler edilir ve bir sonraki parçaya geçilir.

İKİ, konserlerine 2 + 2 = 4 kisilik bir kadro ile çikar.

İKİ, konserlerinde kendi besteleriyle birlikte Pink Floyd, Radiohead, Massive Attack, Air gibi gruplarin parçalarınıda yorumlar.

Can Zengin :

İKİ ’de vokal yapıyor. Kayıtlarda akustik gitar ve piano çalıyor. Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde yüksek lisans yapıyor. Pink Floyd, Radiohead, Kings of Convenience, Blonde Redhead, Jeff Buckley, Nick Drake dinlemeyi seviyor.

Nafiz Emre Konuralp :

İKİ’ de elektrik gitar ve piano çalıyor, davulları yazıyor, kayıtları yapıyor. 2004 yılında Eskişehir Rock Topluluğu’nu kurdu. Topluluk üyeleri ile birlikte Eskişehir’de sayısız rock organizasyonu düzenledi. Rock Eskişehir Project Vol1 ve Vol2’ yi yayınladı. Eskişehir’de 40 civarıda grubun kayıtlarını yaptı. Kentin rock müzik kültürüne katkıda bulunmaya çalıştı. Pink Floyd, Radiohead, Air, Mark Tremonti, Jeff Buckley, Elbow, Beck dinlemeyi seviyor.

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Karışık  | Tags: ,  | Leave a Comment
Pazartesi, Aralık 14th, 2009 | Author: admin

kutsi1973 senesinde Ankara’da doğan Kutsi’nin müzik yaşamına adım atması, 1992′de kendi amatör besteleriyle İstanbul’a gelişiyle başladı.

Bu dönemler prodüktörlerin ilgisini çekmeyi başaramamış olsa da yoğun bir şekilde çalışmalarına devam eden sanatçı, nihayetinde Erol Köse tarafından keşfedildi ve 26 gün içerisinde “Aşk Payını Aldı” isimli ilk albümünü tamamladı.

2000 yılında piyasaya sürülen bu albümün ardından müzikal çalışmalarına dört elle sarılan Kutsi, kendine özgü yorumunu daha fazla belirginleştirdiği 2. albümü “Sana Ne”yi 2005’de, Petek Dinçöz’le ortak çalışmalarının yer aldığı 3. albümü “Kördüğüm”ü ise 2006’da dinleyicisiyle buluşturdu.

Sanatçı bu albümüyle beraber, Nalan başta olmak üzere kimi sanatçılara verdiği bestelerle ve Petek Dinçöz’le yaptığı düetlerle hayranlarının beğenisini pekiştirdi. Aynı dönem, Kral TV’de müzik programı sunmaya başlayan Kutsi, 2006 senesinde “Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor” adlı albümünü hayranlarına iletti.

Bu albümde, sanatçının, Osman İşmen yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’yla ortak çalışmaları yer aldı.

Kutsi, son olarak 2008’de “Aynadaki Yüzünün Karşılığı Benim” adlı çalışmasını piyasaya sürdü ve Billboard Top 20 listesine 13 numaradan giriş yaptı.

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Karışık  | Tags: ,  | Leave a Comment
Pazartesi, Aralık 14th, 2009 | Author: admin

suatsuna

Romantik Müziğin Prensi Geri Döndü

Yaklaşık dört yıl sonra, romantik şarkıların özlenen sesi Suat Suna ,dinleyicileriyle buluşuyor.

Söz ve müziği kendisine ait 9 yeni şarkıyla geri dönen usta müzisyen, babasının kaybıyla başlayan ve hayatında üst üste yaşadığı sıkıntılarla devam eden özel hayatını, müziğe olan bağlılığı ve bestelerindeki yoğun dışa vurumla nasıl aştığını gözler önüne seriyor.

Duyguların yoğunlaştığı zamanlarda, sanatçıların eserlerinin ne denli özel hale geldiklerinin en güzel ispatlarından biri olan ‘Aşkın Adı’, Suat Suna’nın en özel ve arşive değer albümlerinden biri hatta belki de en önde gideni olarak değerlendirilebilir.

Birbirinden lezzetli ve orijinal aranjmanlarla süslü albümde, kullanılan enstrümanların ustalığı da kolayca fark ediliyor.

Sanatçının yaşadığı hüznü şarkılarında hissederken, O’nun yine bu dönemde askerde yazdığı hasret dolu ezgileri ve kimi zaman ağıt tarzında olan şarkı sözleri, aşk konsepti taşıyan albümde, dikkat çekiyor.

2009 yılının son haftalarında müzik marketlerde yerini alacak olan ‘Aşkın Adı’ albümü, ayrıca bestecinin 11. Albümü olması itibariyle, Suat Suna’nın olgunluk döneminde nasıl bir müzik tarzına doğru yol alacağının da anahtarı olarak gösterilebilir…

 
Albümdeki Eserler

  1. Aşkın Adı
    Söz & Müzik : Suat Suna
  2. Kör Olmuşsun
    Söz & Müzik : Suat Suna
  3. Harabe
    Söz & Müzik : Suat Suna
  4. Helal Etmiyorum
    Söz & Müzik : Suat Suna
  5. Sen Üzülme Yüreğim
    Söz & Müzik : Suat Suna
  6. Bi’tanemdin
    Söz & Müzik : Suat Suna
  7. Babam İçin
    Söz & Müzik : Suat Suna
  8. Dönmeyeceğim
    Söz & Müzik : Suat Suna
  9. Aşkın Adı (Remix)
    Söz & Müzik : Suat Suna

Suat Suna
Aşkın Adı
Üretici Suat Suna
Barkod 8699432860010
Türü Pop
Dili
Yayın Tarihi 18/12/2009
Ürün adedi 1 CD
Süre
Format CD
Stok durumu “Ön sipariş”

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Karışık  | Tags: ,  | Leave a Comment
Pazartesi, Aralık 14th, 2009 | Author: admin

recep aktug

 

Recep Aktuğ İlk Albümü İle 2009 Yazına Damgasını Vuracak

Yıllarca müzik ile iç içe yaşamış, onlarca tanınmış şarkının altına imzasını atmış Recep Aktuğ,
Alışma Bana” adlı ilk albümüyle sevenlerinin karşısına çıkıyor

Ekranların en çok izlenen dizilerinde canlandırdığı karakterler ile başarılı bir oyunculuk sergileyen Recep Aktuğ, Esen Müzik etiketiyle yayınlanan “Alışma Bana” adlı albümünde seslendirdiği şarkılarla Türk Pop Müziği‘ne yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Müzik hayatına girdiği 1976 yılından bu yana Ayten Alpman, Ajda Pekkan, Sezen Aksu gibi müzik dünyasının birçok duayeni ile aynı sahneyi paylaşan Recep Aktuğ, 11 eserden oluşan “Alışma Bana” adlı albümünde kendine ait 5 bestesini seslendiriyor.

Albüme adını veren ve çıkış şarkısı olan, Helen Hiçbezmez’in “Alışma Bana” adlı şiirini notalara döken Recep Aktuğ, bu ilk albümünde kendi bestelerinin yanı sıra Aysel Gürel, Zülfü Livaneli, Adnan Ergil, Yannis Parios gibi büyük üstadların eserlerini de yorumladı.

6 Temmuz dan itibaren Esen Müzik etiketiyle tüm müzik marketlerde satışa sunulacak olan Recep Aktuğ’ un “Alışma Bana” albümündeki Sönmeyen Bir Şey Var, Ah Benim Sevdalı Başım, Sen Benim Herşeyimdin, Sevmek Ne Güzel, Son Perde, Hani, Nergisli Kır Kahvesi, İstiyorum Seni adlı şarkılar, şimdiden tüm müzik severlerin arşivine girmeye aday…

Albümdeki Eserler

  1. Alışma Bana
    Söz: Helen Hiçbezmez Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  2. Sen benim Herşeyimdin
    Söz: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon) Müzik: Yannis Parios (Mesam)
  3. Hani
    Söz: Aysel Gürel Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  4. Sönmeyen Bir Şey Var
    Söz: Özdemir Kaptan (Ossi Müzik) Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  5. İstiyorum Seni
    Söz & Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  6. Nergisli Kır Kahvesi
    Söz: Aysel Gürel Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  7. Ah Benim Sevdalı Başım
    Söz & Müzik: Zülfü Livaneli (Üniversal Müzik Taksim Edisyon)
  8. Son Perde
    Söz & Müzik: Adnan Ergil
  9. Sevmek Ne Güzel
    Söz & müzik: Eşref Üstün
  10. Sönmeyen Bir Şey Var (Akustik)
    Söz: Özdemir Kaptan (Ossi Müzik) Müzik: Recep Aktuğ (pozitif Edisyon)
  11. Alışma Bana (Enstrumantal)

Video

Üretici : Esen MüzikBarkod : 8698527700613Türü : PopDili : TürkçeYayın Tarihi : 07/07/2009Ürün adedi : 1 CDSüre : 41:14 DakikaFormat : CDStok durumu : var

Tags: ,

Related posts

Kategoriler: Karışık  | Tags: ,  | Leave a Comment
  • Anket

    • Sitemizi Nasil Buldunuz?

      Anket Sonuclari

      Loading ... Loading ...
  • Sitede bulunan mp3lerden site yönetimi sorumlu değildir. Sitemizde telif hakkı bulunan mp3ler ve/ya müzikler yayınlanmamaktadır. Sadece kamuya dağıtılmış olan fragmanlar yayınlanmaktadır. MP3 paylaşım sitelerinin embed kodlarından sitemizde yayınlanmaktadır. Biz fragmanları sadece tanıtım amaçlı sunmaktayız. İlgili videolar herhangi bir şikayet durumunda derhal kaldırılacaktır. Soru ve sorunlarınız İçin ultraslan511 [@] gmail [.] com adresinden iletişim kurabilirsiniz..